Kent Mimarisi ve Kentleşme:

Doğubayazıt, şehirleşme ve şehir mimarisi açısından son yıllarda önemli mesafeler almıştır. Ancak gelişmiş il ve ilçeler göz önünde bulundurulduğunda, kanaatimizce Doğubayazıt’ın daha kat edilecek çok uzun bir yolunun bulunduğunu düşünmekteyiz.

 İlçe bir ova üzerinde ve düz bir arazide olmasına karşın, kentleşme düzensiz ve dağınıktır. Dağınık şekildeki bu  gelişme altyapı çalışmalarına engel teşkil etmektedir. Kentin gelişme yönü, şehrin ova diye sayılan  düz kısımlarından engebeli alanlarına , doğudan, batıya doğrudur. Batı yönündeki gelişmede en önemli faktör ; İlçenin doğu kısımının engebeli bir araziye sahip olması; engebeli alanlar dışında kalan düz alanlarının ise İshak Paşa Sarayı’na kadar uzanan asfalt yolu saymazsak,  bu yolun her iki tarafında büyük bir arazi üzerinde ve şehrin şimdilerde içerisine dahil olan askeriyenin bulunmasıdır.

Son dönemlerde ilçe içerisinde modern alış-veriş merkezleri ,süper marketler, eğlence ve dinlence merkezleri kent hayatına kazandırılmıştır. Bir dönem Büyük ve küçük Pasaj diye adlandırılan ithal elektronik cihazların satıldığı alış-veriş merkezlerine daha modern ve çok katlı yeni alış-veriş merkezleri dahil olmuştur.

Doğubayazıt’taki konutlar genellikle geniş bahçelidir. Bu geniş bahçeler, daha çok arazi sınırlarını çizme amaçlı yapılmış ,derme çatma duvarlardan örülmüş yapılardır.  Konut bahçelerinin geniş ve uzun olması, kaynakları sınırlı olan  yerel yönetimleri asfaltlama konusunda güçlükler yaşamasına sebep olmuştur. Asfaltlanmamış uzun cadde ve mahalle yolları, kötü ve yağışlı havalarda çamura ve bataklığa dönüşmektedir. Bu durum araç trafiğini olumsuz yönde etkilemektedir.

 Ancak son zamanlarda müstakil evlerden ve tek katlı işyerlerinden özellikle katlaşmaya yani apartmanlaşmaya doğru bir eğilim göze çarpmaktadır. Özellikle yapı kooperatiflerinin gelişmesi ve özendirilmesi kentin çehresini güzelleştireceğini, mimari açıdan kentin gelişmişlik düzeyini artıracağı kanaatindeyiz.

Kentin konut mimarisi son zamanlara kadar ağırlıklı olarak tek tip bir özellik sergilemektedir. Konutlar öteden beri görünüm olarak; dikdörtgen veya kare şeklinde; giriş kapısı güneye bakacak şekilde tasarlanmıştır. Bu şekildeki tasarımın en büyük gerekçesi; islami inanıştan kaynaklanan “Evin kapısının Kabe ye bakması halinde o evin bereketli olacağı…” inancıdır. Kerpiçten yapılmış evlerin dış cephesi balçıkla sıvanır ve çatı kısımı (dam diye adlandırılan kısım ) “kamış” diye adlandırılan,  sazlıklardan elde edilen sert ve uzun bir bitkiyle kapatılır. Dam denilen çatı kısımını kapatan Kamışın üzeri toprakla örtülür. Konutların iç cephesi yine balçıkla sıvanır, kuruyan balçığın  üzeri ise  kireçle boyanır. Genellikle soğuktan korunma amacıyla, pencereler asgari güneş ışığı girecek şekilde  küçük tasarlanmıştır. Bu yapılar deprem ve sel felaketlerine dayanıksız, mühendislik hesaplamalarından uzak yapılardır.

2004 yılında meydana gelen orta şidetli depremde, şehir merkezindeki yapılar nispeten hasar görmekle beraber ; köylerde yukarıdaki paragrafta belirttiğimiz yapılar ciddi şekilde hasar görmüş insan ve hayvan ölümlerine yol açmıştır.

Betonlaşmanın artması  ile birlikte mesken ve iş yerleri tasarımları ağırlıklı olarak bu yönde ilerleme göstermiştir. Beton ve demir alaşımlı yapılar yukarıda bahsettiğimiz balçık ve kerpiç yapılara göre daha dayanıklı ve rüzgar aşındırmasına karşı daha uzun ömürlü yapılardır.