Derleyen :Osman Eren
Karakalem Çizim: Pınar Eren

Yüreğimizde her zaman bir türkü gibi hüzünlü
Ağrı dağı gibi nazlı bir gelindin
Mem u Zin gibi, aşk gibi
Yüreğimizin doğusunda hep söylenip durdun
Tarih yazıcılarının tarihi yazmak için seçtikleri efsaneler diyarı
Doğubayazıt
Sen, insanlığın vazgeçemediği bir coğrafyasın

Kürtlerin tarihinde, her biri kendi inanç ve felsefesinde ileri bir düzeylere ulaşmış olan bir çok filozof bulunmaktadır. Bu filozofların en önemlilerinden biri kuşkusuz Ehmedê Xanî dir. Ehmedî Xanî’nin derinliğine varabilmek, onu anlamak için bu kısa yazımız elbette ki yeterli olmayacaktır. Amacımız kısaca da olsa bu önemli düşünürümüzü merak edenlerle tanıştırmaktır. Diğer filozoflarımızda da derinlikli, yoğunluklu düşünce ve inançlara rastlıyoruz. Hatta bunlardan bazıları felsefede bir ekol olmuşlardır. Örneğin: Sühreverdi, Hallac ve Mela gibi. Ama Xanî’nin çok daha farklı bir duruşu ve misyonu vardır. Xanî yaşamı ve felsefesiyle, Kürtlerin geçmişi ve geleceği arasında bir köprü olmuştur. Ruhunu Kürt tarihiyle beslemiştir. Hamiyet(Yurtseverlik-ulusalcılık) çeşmesinin başında durmuş, o çeşmenin en duru, en kürdi suyundan içmiştir. Kendi çağına kadar yaşamış olan diğer Kürt düşünürlerini de araştırıp tanıyarak o kendine özgü, duru, fakat aynı zamanda da ihtişamlı felsefesini oluşturmuştur.
Ehmedê Xanî , 1651 yılında Doğubayazıt’ta doğmuştur. (Farklı kaynaklarda Xanî’nin Hakkari’nin Xan köyünde doğduğu belirtilir.) 1707 de yine Doğubayazıt’ta yaşama veda etmiştir. Babasının adı İlyas’tır. Rüstem Beyin oğlu Eyaz’ın oğlu İlyas. Xanî, Mûradiye medresesinde öğrenimine başlamıştır. Eğitim ve araştırma amacıyla bir çok yöreye seyahatler yapmıştır. Ahlat, Bitlis, Urfa, Cîzre, Bağdat, Şam ve Halep gibi şehirlerde okumuştur. Yurdun hemen hemen her yerinde, ayrıca İran, Mısır ve İstanbul gibi merkezlerde de araştırmalar yapmıştır. Buralarda egemenlerini de iyice tanımış, her üç ulusun dilini de onlardan daha iyi kullanabilecek düzeye erişmiştir. Türk, Arap ve Acemlerin durumlarını gözlemlemiş ve Kürt halkıyla karşılaştırdıktan sonra bu gözlemler onun milli duygularını pekiştirmiştir Bu eğitim ve seyahatlerinden sonra Doğubayazıt’a dönmüş, ders vermeye ve yazılarını yazmaya başlamıştır. Ehmedê Xanî Kürtler için sadece bir şair ve tasavvuf şeyhi değil, aynı zamanda Kürtlerin milliyet düşüncesinin de yaratıcısıdır. Aynı zamanda çok güçlü bir filozoftur. Elbette burada Ehmedê Xanî ‘nin felsefesinden kısaca da olsa söz etmek gerekli.
Ehmedê Xanî ‘nin yaşadığı dönem Kürdistan için zifiri karanlık bir dönemdir. Çünkü Ehmedê Xanî ‘nin doğumundan on iki yıl önce Kürdistan, Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla (17 Mayıs 1639) Türk ve Acemler arasında paylaştırılmış ve böylece Kürtlerin özgürlüğü önünde büyük bir set oluşturulmuştu.(Bu antlaşmayla somut olarak 1514 yılında Çaldıran savaşıyla başlayan Kürdistan’ın paylaşılması ve ikiye bölünmesi yeni çizilen suni sınırlarla resmileştirilerek, uluslararası bir hukuki biçim verilmiş oldu. Bu dönemden itibaren Kürdistan, Osmanlı ve Safevi arasında bir tampon bölge olarak kullanıldı. Ve bu dönemden sonra yapılan tüm savaşlarda her iki devlet de Kürtler’i harcadı. Yani savaşlarda ölen de öldüren de Kürtler oldu ) Böylesi bir dönemde Ehmedê Xanî sadece bir şair olarak değil aynı zamanda bir filozof, bir aydın, bir edip ve alim olarak milletinin önünde bir ışık olmuştur. Bu dizeleriyle de yaralı duygularını dile getirmiştir:

Taseke ji ava zelal nadim bi hewzê kewserê
Levhatina qesra şêrîn, jê nabînim tu meferê
Piştî roja me bû tarî mirin xweş e ji emberê

O duru suyun bir tasını kevserin havuzuna değişmem
Kasrı şirin antlaşmasında bir kurtuluş göremiyorum
Günümüz karardığından beri bizim için ölüm amberden evladır.

Seydası (Hocası-Öğreticisi) Cizîrî’nin izinden, Kürdistan gecelerine şebçerağ (Fedai-Koruyucu) olup milletinin yüreğine ışık tutmuştur. En hoş anlatımıyla; Kürdistan duvaklı bir gelin, Ehmedê Xanî ise bir damat olmuş, yüreği ve beyniyle Kürdistan’ın gözlerinin önündeki duvağı kaldırarak ona yol göstermiştir.
O da her filozof gibi varlık sorunu üzerinde durmuş ve nasıl ki Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes bu konu üzerinde fikir beyan etmişlerse, o da bu konuda ki düşüncesini şu dizeleriyle dile getirmiştir:

Ey wahidê pînhan ku ji zatê tene peyda
Ev kewn û mekan erd û sema kumbedê xedra

Ey gizli vahid ki senin zatından çıkmıştır
Bu kevn ve mekan, yer ve gök, yeşil kubbe

Xanî bu dizelerde varlık konusundaki inanç ve düşüncelerini belirtmiş, her şeyin Allah’tan geldiğini, her şeyin yaratıcısının Allah olduğunu dile getirmiştir. Xanî devam ediyor ve başka dizelerinde şöyle söylüyor:
Gava ji edem xwedê kir îcad
Ev kewn û mekan ji nûve binyad

Ol vakit Allah yokluktan icat etti
Bu kevn û mekanı yeniden yapılandırdı
….
Her yek ji edem te kirine peyda
Îbda’ê kirin te bê heyûla

Her birini yokluktan var etmişsin
Hiçbir töz olmaksızın kılmışsın ta başta

Yani Xanî’ye göre ilk töz yoktur.(TÖZ: Var olması için hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her durumda kalıcı olan. Bu anlamda böyle özellilere sahip olan yalnız Allah’tır) Önce Allah vardı ve her şeyi o yarattı.

Ehmedê Xanî ‘nin bazı dizelerinde Zerdüştlük felsefesine de rastlıyoruz:

Mala xwe ji rengê qevmê Zerdüşt
Da ber agir û gaziya xwe rahişt

Evini Zerdüşt’ün kavminin renginden
Ateşe verdi ve yardım edilmesini bekledi

Xelk vedimale agir bi avê
Ez vedimalim bi agir avê

El söndürür ateşi su ile
Ben söndürürüm suyu ateş ile

Bu kelimeler gibi, dizelerinde kullandığı daha birçok kelime Zerdüştlüğe işaret etmektedir. Örneğin güneş, aydınlık ve ateş gibi kelimeler bunlardan bazılarıdır. Mem û Zîn eserinde, Mem’in ölümünün ardından, ruhunun güneşe gittiğini söyler:

Bi kurtasî ji navenda axê
Ew dînok gihîşt roje
Kısaca yerin merkezinden
Bu çılgın güneşe yükseldi

Bu düşüncenin temelinde Zerdüştlük vardır.

Kürt filozofları arasında üzerinde en çok çalışılan Ehmedê Xanî dir. Onun felsefesine dair bir çok kişi çalışmalar yapmıştır. Evdirrehman Durre ve onlarca kürt gibi. Bunun nedeni de Xanî’nin sadece bir şair olmayıp hem bir filozof, hem bir pedagog, hem bir devrimci ve yurtsever olmasıdır. Ehmedê Xanî’nin filozof olarak ele aldığı konular daha çok varlık ve tasavvuf felsefesine dair konulardır.