Doğubayazıt ile ilgili tarihsel bilgiler M.Ö. 1500 yıllarına kadar dayanmaktadır. Cumhuriyeti’n ilanına kadar yöremiz irili ufaklı bir çok uygarlığa ve kültüre kucak açmıştır. Anadolu Yarımadası’nın doğu uçlarından birini teşkil eden Doğubayazıt, ilk çağlardan itibaren bir yerleşim merkezi olarak doğudan Anadolu’ya gelen göçler ve akınların ilk merkezi  olmuştur. Araplar’dan Bizanslılar’a, Moğollar’dan Osmanlılar’a kadar bir çok uygarlığın bu coğrafya üzerinde yaşamış olması kültür zenginliğinin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

        Doğu Anadolu’nun Anadolu’ya açılan sınır kasabası Doğubayazıt, etrafının sarp kayalıklarla çevirili olması ve bu sebeple doğal bir savunma hattı bölgesi oluşturması, işgalinin ve istilasının kolay kolay mümkün olmaması sebebi ile bir çok imparatorluğun ve krallığın saldırılarına karşı savunma ve püskürtme merkezi olmuştur. Bu bölge, hemen hemen her dönem bir sınır kenti olma özelliğini korumuştur. Bunun yanında Doğubayazıt, doğudan gelebilecek tehlikeleri engellemek amacıyla askeri alanda önemli bir stratejik ve lojistik üs, saldırıların ilk karşılandığı yer olmuştur. Birçok devlet ve krallık arasında dönem dönem el değiştiren Doğubayazıt, 13 Ekim 1920 yılında Ruslarla yapılan Kars Antlaşması sonucu Türkiye topraklarında kalmıştır. Bundan dolayıdır ki zaman içerisinde bu coğrafyada bir çok savaş, çekişme ve katliam yaşanmıştır.

    Ağrı’nın  tarihine ilişkin olarak “Ağrı’nın Tarihi” diye anlatılanlar, aslında uzun  il merkezi durumunda olan Doğubayazıt’ın (sancağının) tarihidir. Doğubayazıt’ın, İran sınırında bulunması ve Türkiye – İran transit yolunu barındırması, tarihi bakımdan buranın önemini arttırmıştır. İlçe, zengin bir tarihe sahiptir. Eski Bayazıt’ta ve kalede Urartu mezarlarının oluşu,şehrin tarihini çok eskilere götürür. Doğubayazıt’ın ilk kurulduğu yer, Yukarı Bayazıt’taki eski kaledir. Kale,Trabzon yolu çizelgesinde bir gümrük merkezi olarak sürekli gelişmiştir. Bayazıt kalesi, her devirden izler taşır. Urartular,Van’dan Alagöz dağlarına, Gökçegöl’e kadar uzandığı için Bayazıt,  uzun süre Urartuların  egemenliğinde kaldı ve  625 yılında Aras kıyılarına gelen Hazar Türkleri tarafından zaptedildi. M.Ö. 250 yıllarında bölge, Pers krallığı ile Romalılar arasında bir kaç defa el değiştirdi. Küçük Aksaklılar döneminde (M.Ö.150-M.S 430) Bayazıt Ovası’na “Gokovit Sancağı “adı veriliyordu.Burası Digor ile Iğdır kalesindeki çift başkenti de içine alıyordu. Sonradan belirli aralıklarla Romalılar, İranlılar, Araplar, Bagratlar ve Bizanslılar’ın yönetimine girdi.

Alparslan’ın ilk batı seferi sırasında (1064) Kars bölgesi ve  Bayazıt, Bizanslılar’dan alınarak Selçuklular’ a bağlı ”Anışedatları Beyliği” ne (1064-1200) verildi.  1207-1225 arasında Ahlat  Sökmenleri’nin eline geçti. 1231 yılında Doğu Anadolu ile birlikte Timur istilasına uğradı. Bölge 1358 yılında ilhanlılar’ a varis olan Celayirliler’e geçti. Moğollar ve onların birer kolu olan ilhanlılar ile Celayırlılar, buraları uzun süre  yayla olarak kullandılar ve ordularını beslediler. Moğollar’dan Orgun Han, Aladağ’ da bir saray yaptırdı. Daryunk Hisarı yani Bayazıt, eski kalesi yıkılmış olduğundan, Yukarı Aras Bölgesi’ne egemen olan Anı Valisi  Celayırlı Şehzade Bayazıt Han 1374’te Ahlat- Van Bölgesi’nden gelerek Aras boyuna saldıran Karakoyunlu Hükümdarı Bayram Hoca (1366-1380) ordusuna karşı şimdiki Bayazıt Kalesi yerine bir kale yaptırdığından o tarihten sonra buraya Bayazıt Kalesi denildi. İşte şehrin adının Celayiroğullarından bu Şehzede Beyazıt’tan geldiği sanılmaktadır. Bayazıt sonradan 1368 ve 1382’de Karakoyunlu, 1386’da Timur idaresine, 1406’da da tekrar Karakoyunlular’ın eline geçti. 1469-1502 arasında Akkoyunlular’a bağlandı.”Şaruz Savaşı”nda Akkoyunlular’ı yenen Safeviler, bölgedeki etkinliklerini genişletip,76 yıl boyunca burayı yönettiler.

Yavuz Sultan Selim Çaldıran’a , Kanuni Sultan Süleyman Tebriz ‘e ,IV.Murat İran’a giderken Bayazıt’tan geçmiştir.Yavuz Sultan Selim  komutasındaki Osmanlı ordusu Çaldıran’a girerken 20 ağustos 1514’de Bayazıt Ovası’nın kuzeyindeki  Sarısu boyundaki Danasazı (Sahlı Gölü)’nın yanında konaklandığından dolayı Bayazıt kalesi halkı padişaha bildirdi.Çaldıran Savaşından sonra tekrar Osmanlı yönetimine geçen Bayazıt,zamanla İran baskısına uğradı.Yine Osmanlı ordusu doğu seferine çıktığında (20 haziran 1543)Bingöl’de konaklayan başvezir İbrahim Paşa’ya kale anahtarını getiren sünniliğe bağlı yerliler arasında  Bayazıt’lılar da  vardı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Eleşkirt ile birlikte Bayazıt da fethedilerek,bir sancak halinde Van’a bağlandı. Bayazıt,Van Beylerbeyliği’ne bağlı olan 14 sancak merkezinden  biriydi.1744 yılından sonra  Kara Behlül Bey’in önderlik ettiği Bısyan,Sipkan,Zilan boy ve oymakları, Silvan (Farkin)bölgesinden buralara yerleştiler.

Silvanlı Kara Behlül ile soyundan gelen Bayazıt’ta ‘’Ocaklık’’ yoluyla sancak beyi oldular. 1590 yılında buraların boşalan köylerini şenlendirdiler. 1744’ de Aşarlı Nadir’ in saldırısıyla dağıldılar. Bu dağılmadan sonra beyleri gelmiştir. Bunların en ünlüsü İshak Paşa’dır. İshak Paşa 1776-1798 yılları arasında Bayazıt’ta  sancak beyliği yapmış; şehrin doğusundaki  bir tepeyi yontma taş ile çevirterek içerisindeki İshak Paşa camii,saray,hamam,külliye-medresesi ve diğer bölümleri olan Anadolu’nun son şaheserini mimarlara yaptırmıştır.1805’te Napoleon Bonaparte tarafından elçi olarak Iran’a gönderilen Amedev Jaubert sarayda aylarca hapis tutulmuştur . Bayazıt sınırında ve Asya’yı  Anadolu’ya  buraları da Avrupa’ya bağlayan geçit üzerinde olduğundan birçok kavimin akımına uğramıştır.XV-XVIII.yüzyıllarda İranlılar,1828,1854,1856,1877-1878 ve 1814-1818 ‘de de Ruslar işgal etmiştir. Öncekilerde olduğu gibi 1821-1822 yıllarında son Iran kaçarlı akınları Bayazıt’ta çok can ve mal kaybına yol açtı.Ruslar ilk olarak 1856 Paris antlaşmasına göre geri döndüler . 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinde 25 ekim 1877 Alacadağ bozgunu üzerine Osmanlı ordusu Erzurum’u korumak üzere toplanınca aynı ayın sonunda Ruslar Bayazıt’ı ele geçirdiler .30 mart 1878 Yeşilköy antlaşması ile Bayazıt Rusya’ya  bırakılmışsa da Berlin antlaşması ile (13 temmuz 1878) Osmanlıya verilmiştir.

1877-1878 Harbi sonunda Ruslar çekilirken Van’dan gelen Ermeniler buraları da katmışlardır.  Gökçegöl’ün batısında yeni kurulan şehre Navo Bayazıt ‘’Yeni Bayazıt’’dını vererek oraya yerleşmişlerdir .Ermeniler çekilince Van’dan gelen alay komutanı Miralay Hüseyin Hüsnü Efendi,Bayazıt’ı teslim aldı.Mutasarrıflığa kethüdaoğlu Abdulvahap Efendi tayin edildi. Daha sonra İstanbul’dan tayin edilen Adil Giray,mutasarrıf oldu.Cumhuriyet’in ilanından sonra mutasarrıflıklar valiliğe dönüştürüldüğünden Mutasarrıf Kamil Bey,ilk vali olarak atandı. Iğdır ve Tuzluca,Bayazıt’a bağlandı.1927 yılında bakanlar kurulu kararı ile vilayet merkezi Karaköse’ye alınınca  vali Ziya Tekeli Karaköse’ ye, Kara köse kaymakamı Yusuf Ziya Bey de Bayazıt’a atandı.1934 yılında Iğdır ve Tuzluca buradan alınarak Kars’a bağlandı .Aynı yıl ilçenin adı Doğubayazıt olarak değiştirildi. 

Doğubayazıt ,Trabzon-İran transit yolunun geçtiği ve kendi adı verilen düz bir ova üzerinde, Ağrı Dağı’nın 15km batısındadır.Eski Doğubayazıt, bugünkü kasabanın 6 km doğusunda , yüksek ve sert bir toprak üzerinde kuruludur.1938’de bugünkü yeri olan Sarıova’daki istasyon mevkiine indirilmiştir.

1854,1877 ve 1878’de Ruslarca  birkaç kez  işgal edilen ilçe halkı , zorla Gümrü ve Revan’a  sürüldü.Birinci Dünya Savaşı sırasında yeniden Rus işgaline uğrayan Doğubayazıt’a daha sonra da Ermeni Çeteleri geldi.

Cumhuriyetin ilanından sonra bağımsız sancaklar,illere dönüştürülürken , Doğubayazıt  il merkezi oldu.Iğdır ve Tuzluca ilçeleri bu ile bağlandı.1927 ‘de bakanlar kurulu kararı ile il merkezi Karaköse ‘ye taşınınca Bayazıt ilçe bünyesine dönerken  Iğdır ve Tuzluca  Kars iline bağlandı.Resmi yazışmalarda oluşabilecek karışıklıkların önlenmesi amacıyla , ilçe 1935 ‘te Doğubayazıt adını aldı.

İlerleyen bölümlerde topraklarımız üzerinde yer alan medeniyet ve uygarlıklara kısaca değinilecektir…

Tarihimizde Hurriler  (İ.Ö.  1340-1200)

            Doğubayazıt ve çevresinde yerleşen  en eski topluluklardan biri Hurrilerdir . Hurriler, Hititlerin İ.Ö. 1340’tan sonra Doğu Anadolu Bölgesi’nde etkinliklerini yitirmeleriyle ortaya çıkan küçük krallıklardan biridir.Boğazköy, El Amarna , Asur ve Mezopotamya tabletlerinde  Hurriler’den  söz edilmektedir.Kuzeyde Toros,  güneydoğuda Habur, batıda Fırat ile çevrilen ve Romalılar  döneminde “Osree” denilen Hurri bölgesi, Ağrı ilini de  kapsıyordu.Bu bölgenin “Edes” adlı merkezi bugünkü Urfa kentidir. Hurrilerin babadan oğula  geçen devlet yönetiminin yapısı monarşikti.Topraklar, yurtluk ve  tımar biçiminde olup prensler ve boy beyleri arasında bölünmekteydi .Bunlar, soylular tabakasını oluşturmaktaydı.

Tarihimizde Urartu Krallığı   (İ.Ö. 1200 -600)

            Urartu adına ilk kez İ.Ö. XIII.yy’den kalan Asur kaynaklarında rastlanır. Bu kaynaklarda  Urartular, Sami ırkından “Uriarti”adında bir boy olarak tanımlanıyor.Bu ad, İbrani dilinde de “Ararat” olarak geçiyor . Yine Asur kaynaklarına  göre Urartu boyu , Büyük ve Küçük Zap suları arasındaki bölgeden başlayarak, Van Gölü’nün güneyi ve güneydoğusundaki bölgeye yerleşmişti. Bu bölge,Asur kaynaklarında “ Nairi”diye adlandırılan ve Hurri dili konuşan boylar  topluluğu bölgesinin bir parçası olarak  tanımlanmaktadır.İ.Ö. IX.yy ‘de Urartular “Arame” adında bir kralın başkanlığı  altında birleştiler ve bir devlet oluşturdular.Urartu boylarının önderleri kendilerini “Bia” olarak adlandırır; ve Asurlular’a karşı merkezi bir krallığın örgütleyicileri olarak tanıtılırlardı.Asur kralı III.Salmanassar, İ.Ö. 859’da Arame’ye karşı saldırılar düzenledi ve onu Malazgirt yakınlarında olduğu sanılan “Arzaşkun”da yendi.Bu savaş,Nemrut Dağı yakınlarında “Balavat”tan çıkartılan kabartma bronz levhalarda ve bronz kapı resimlerinde canlandırılmıştır.Levhalar, bugün Britanya Müzesi’nde (Brıtısh Museum) bulunmaktadır.

        Arame’nin Arzaşkun’da yenilmesinden ve ölmesinden sonra Urartular,Bia adlı boy ile yeni bir soyun önderliğinde birleştiler ve “Bianili” adını aldılar.Tuşpa’yı (Van)  başkent seçip buraya “Biaina” adını verdiler.En parlak dönemlerini bu krallık zamanında yaşayan Urartular, antlaşmalar yaparak ve toprak ele geçirerek oldukça geniş bir alana yayıldılar.Sınırları batıda bugünkü Erzincan’a, kuzeydoğuda Sevan Gölü’ne, güneydoğuda Rovandiz ve Urmia Gölü’ne değin uzanıyordu.Urartular’ın kuzeyde ulaştıkları sınır Erzincan,Sarıkamış,Kars,Çıldır Gölü , Leninakan ve Sevan Gölü arasındaki bölge olarak çizilebilir.Van Kalesi’nin kurucusu, Urartular’ın ikinci kralı “I.Sarduri”dir.Bu kral, kendini üç değişik biçimde adlandırmaktadır:”Nairi Ülkesinin Kralı”,”Hurri Kralı”ve “Dünyanın Dört Bucağındaki Askerlerin Kralı”. Urartuların bu dönemde Asurlular’la yeniden çatıştıkları görülür. Urartular,bu savaşlar sonunda sınırlarını korumayı başarmışlardır.İ.Ö. VIII.yy’de Urartu kralları egemenlik bölgelerini, İran ’ın ticaret yolu boyunca”Rezaiyeh”e ve daha doğudaki “Manna” diye adlandırılan bölgeye kadar genişlettiler;ancak Kuzey Suriye’ye girip Asur bölgesine akınlar düzenlenince Asur kralı III.Tiglatpileser bu akınları kırdı ve Urartuları Suriye’den çıkardı.Hatta onları Tuşpa’ya kadar sürdü.Saldırılarını daha sonra da sürdüren  Asurlular,Urartular’ın önemli merkezlerini daha kuzeye sürdüler.Bugünkü Ağrı kenti , işte bu dönemde önem kazandı. Bölgede saraylar,tapınaklar ,su yolları yapıldı. İ.Ö. 714’te Urartu bölgesi Kafkaslar  yoluyla Karadeniz’in kuzeyinden gelen Kimmerler’in saldırısına  uğradı.Kral Ruşa ,İ.Ö. 713’te Kimmerler’e yenildi.Bu yenilgi, devletin zayıflamasına ve Asur saldırılarına yol açtı.Asur kralı II.Sargon,Urartulara saldırarak “Musasir” kentini ve “Urmia” bölgesini ele geçirdi.Ruşa’nın  aynı yıl ölmesinden sonra da Urartular, yine kendi krallarınca yönetilmekle birlikte, Asurlular’a bağlandılar.Asur devletinin İ.Ö. 612’de yıkılması ve İran’daki “Med” imparatorluğuna bağlı “Sithian” ve “Keyaksar” ( İÖ 633-584 ) ordularının saldırıları sonucu Urartu Devleti de yıkıldı.Yerini bir Hint-Avrupa Topluluğu olan Ermeniler aldı.

 

 

 

 

Tarihimizde Persler  (M.Ö. 6.yy.)

            M.Ö.VI. yüzyılda bütün Anadolu’da olduğu gibi, Doğubayazıt’ta da  Persleri görmekteyiz.Pers hakimiyeti, Makedonyalı Büyük İskender’in doğuda giriştiği harekata kadar devam etmiştir.

Tarihimizde Medler (M.Ö.331)

            M.Ö.331 yılında çıktığı büyük doğu seferinde Doğubayazıt ve yöresini de hakimiyetine almış olan İskender’in genç yaşında ölümünden sonra Med hakimiyeti devam edememiş ve bu

topraklar İran asıllı Ermeni krallarının idaresine geçmiştir.Bu Ermeni kralları , Pers İmparatorluğunu tekrar eski durumuna yükselten “Partlar”a tabi olmuşlardır.

Tarihimizde Romalılar

            Miladın ilk yüzyılında Romalılar’ı Doğubayazıt topraklarında görmekteyiz.İki yüzyıl devam eden bu Roma hakimiyeti, “Partlar”la devamlı mücadele halinde geçmiştir. Nihayet  M.S.III. yüzyılın başlarında Romalılar, Fırat Nehri’nin batısına çekilerek doğu topraklarını Partlar’a terk etmek zorunda kalmışlardır. Aynı yüzyılda Partlar’ın yerine geçen Sasaniler’i de Romalılarla mücadele halinde görmekteyiz

Tarihimizde Araplar

            İslamiyet’in doğuşunu müteakiben  başlayan Müslüman – Arap akınları,  7.yy’nin ortalarında Doğubayazıt yöresine ulaşmış ve Halife Hz. Osman zamanında da bu bölge fetholunarak İslamiyet yayılmaya başlamıştır.Müslüman – Arap akınları süresince Doğubayazıt ve Yöresindeki Ermeni Beyleri,  Abbasi Halifelerine tabi olmuşlardır.

Tarihimizde Bizanslılar

            Müslümanlığın bu bölgede yayılmaya başlamış olması ve Türklerin Anadolu’ya gelişlerine kadar geçen devre, Bizanslar’la Araplar arasında devamlı bir mücadelenin sebebi olmuştur.Doğubayazıt’ta tayin edilen Müslüman emirlerini rahat bırakmayan Bizanslılar, zaman zaman  üstünlüğü ele geçirmişlerdir.Doğubayazıt ve yöresi 11.yy’ye kadar Bizanslılarla Müslüman Araplar arasında birçok kereler el değiştirmiştir.

        Araplar’ın İslamiyet’i yaymak için yaptıkları bu akınlar ve istilalar , yurt edinme ihtiyacına dayandığı içindir ki , siyasi hakimiyet bakımından başarılı olamamıştır.Nitekim  Türklerin , Anadolu’yu fethe başladıkları 11.yy’de Doğubayazıt ve yöresine Bizanslılar hakimdi.

Tarihimizde Selçuklular

            Doğubayazıt ve yöresi, 1054 yılında Tuğrul Bey ‘in kazandığı savaşlarla ele geçirilmiştir.Alparslan’ın 26 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt’te Bizans İmparatoru Romen Diyojen Kat’ı  yenilgiye uğratışına kadar geçen 17 yıllık süre , yine bir hayli mücadeleli geçmiştir.Fakat Doğubayazıt topraklarında başlayıp Malazgirt’te neticelenen bu Selçuklu zaferi, Anadolu’nun kapısını atalarımıza ardına kadar açmıştır.Yurt edinme ihtiyacıyla 1054’te başlayan bu yerleşme, bilindiği gibi kısa sürede bütün Anadolu’ya yayılmıştır.    

Tarihimizde Moğollar

            Doğuda büyük bir imparatorluk kurarak Batıya da göz diken Moğollar, 1243 yılının 24 Haziranında “Kösedağ” mevkiinde Selçuklu Ordusu’nu yenerek topraklarımızı istila etmişlerdir.Bu istiladan sonradır ki Doğubayazıt Tarihi,  Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar çok hareketli olaylara sahne olmuştur.Doğuyu  batıyla birleştiren tarihi yol üzerinde bulunuşu , Doğubayazıt Tarihinin hareketliliğinin başlıca sebeplerindendir.

Tarihimizde İlhanlılar

            Direkt olarak Moğol hakimiyeti kısa sürmüş ve Moğolların bir kolu olan İlhanlılar’ın hakimiyeti başlamıştır.İlhanlılar’ın Anadolu içinde Türkleşmiş olduklarını da bu arada belirtelim.

        1308 yılına kadar İlhanlı hakimiyetinde kalan Doğubayazıt ve dolayları, bu tarihte Selçuklu Sultanı  Gıyaseddin Mesud’un vefatı üzerine bütün Anadolu gibi bir Moğol Beyi’nin valiliği altında yaşamıştır.

        Bu durum da fazla devam etmemiş , İlhanlı beyleri arasında başlayan saltanat kavgası sonucu Doğubayazıt ve yöresine Celayirliler hakim olmuştur.

Tarihimizde Celayirliler

            Celayirliler Hükümdarı Hüseyin’in 1382 yılında ölümünden sonra, toprakların kardeşler arasındaki paylaşımında Doğubayazıt, oğul  Beyazıt tarafından idare olunmuştur.Şehir, bu dönemde yeniden inşaa  edilmiştir .Şehrin isminin Celayir Beyazıt ‘tan geldiği muhtemeldir.

Beyazıt 1384 yılında kardeşi Ahmet’e esir düşmüş ve gözlerine mil çekilmiştir.

Tarihimizde Timur İstilası

            1393 yılında , Türk Moğol Hakanı Aksak Timur, birçok ülkeler gibi bu bölgeyi de ele geçirmiştir. Doğubayazıt, Timur istilasından sonra bir ara Karakoyunlular’ın eline geçmişse de Timur’un oğlu  Şahruh,1421’de  Karakoyunlular’ı Eleşkirt’te hezimete uğratıp bütün kaleleri tekrar zaptetmiştir.

Tarihimizde Karakoyunlular– Akkoyunlular Mücadelesi

            Bölge coğrafyasında Moğollar’ın, hükmü azaldıktan sonra da, Karakoyunlular’la Akkoyunlular’ı mücadele halinde görmekteyiz. 15.yy’nin ilk yarısı bu mücadelelere sahne olmuştur. 1467 yılında Karakoyunlular Hükümdarı Cihan Şah’ın ölümünden sonra  nüfuzu artan Akkoyunlular Hükümdarı Uzun Hasan,  bu topraklarada hükümranlık sürmüştür.

        Akkoyunlular Devleti 16. yy’nin başında ikiye ayrılmış; bu ayrılmada  Doğubayazıt, Elvent Bey’e kalmıştı. Fakat 1502’de Safevi Hükümdarı Şah İsmail, Elvent Bey’i Azerbaycan’da yendikten sonra Osmanlılar’a kadar 10-12 yıl bu topraklara hakim olmuştur.

Tarihimizde Osmanlılar

            Doğubayazıt ve dolaylarının  Osmanlı hakimiyetine girişi, Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran seferi sırasında olmuştur. Yavuz, 14 Ağustos 1514 yılında Eleşkirt’e gelmiş ve 20 Ağustos’ta da Doğubayazıt Kalesi’nin anahtarları, Karapınar mevkiinde kendisine teslim edilmiştir.

        Doğubayazıt, Osmanlılar devrinde bazen Van’a , bazen de Erzurum’a bağlı bir sancak olmuştur. Doğubayazıt, Osmanlılar zamanında önemini daima muhafaza eden bir serhat şehri olarak yaşamış ve gelişmiştir.

        1824,1854 ve 1877  yıllarında yapılan Osmanlı-Rus savaşları Doğubayazıt tarihinin bilinen en kanlı savaşlarından biridir.   

Kısa kısa tarihimizdeki olaylar:

Kronolojik sıraya göre yöremizin şahit olduğu olaylar ve topraklarımız üzerinde yaşamış uygarlıklar aşağıda verilmiştir:

İ.Ö. 1340 – 1200 Hurriler
İ.Ö. 1200 –  600 Urartu Uygarlığı
İ.Ö. 600 Ermenilerin bölgedeki etkinliğinin başlaması
İ.Ö. 331 Doğubayazıt’ın’nın Makedonya  topraklarına katılması
İ.Ö. 305 Bölge Selökit yönetimine girdi.
  390 Bölge Bizans ve Pers Ermenistan olarak ikiye bölündü.
  750 Abbasi etkinliğinin başlaması.
  982 Abbasiler; Kars, Bağratlılar, Doğubayazıt ve çevresini yönetmeye başladı.
  1054 İlk Selçuklu akınlarının başlaması.
  1102 Saltuklular , Selçuklulara  bağlı olarak Doğubayazıt ve yöresini egemenlikleri
altına aldılar.
  1382 Celayirlilerin etkinliğinin başlaması ve Celayiroğlu  Beyazıd’ın  egemenliği.
  1393 Timur; Doğubayazıt ve yöresini ele geçirdi.
  1437 Karakoyunlular dönemi
  1467 Akkoyunlular dönemi
  1514 Doğubayazıt Kalesi anahtarlarının Yavuz Sultan Selim’e teslim edilmesiyle
Doğubayazıt Bölgesi, Osmanlı yönetimine girdi.
  1828 Osmanlı – Rus savaşlarının başlamasıyla Doğubayazıt, Rus işgaline uğradı.
  1829 Osmanlılar, Doğubayazıt’ı zarar ödentisi karşılığı geri aldı.
  1855 Doğubayazıt ,yeniden Rus işgaline uğradı
  1856 Paris Antlaşması ile Osmanlılar, Doğubayazıt’ı geri aldı.
  1877 Ruslar’ın üçüncü işgali.
  1878 Berlin Antlaşması ile Ağrı, yeniden geri alındı.
  1914 Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Ruslar, Doğubayazıt’ı işgal etti.
  3 Kasım 15 Osmanlıların Mondros uyarınca bölgeyi boşaltmasıyla birlikte 
Ermeni Taşnak  işgali başladı.
  14 Nisan 1918 Rus birlikleri Doğubayazıt’tan çekildi.
  15 Nisan 1918 Ruslar,Karaköse’ den  çekildi.
  16 Nisan 1918 Eleşkirt, Rus birliklerince boşaltıldı.
  26 Mart 1920 Ağrı Dağı eteklerindeki Çiftlik Köyünde oturan Brohesoyi Telli (İbrahim Ağa)’nin kardeşlerini tutuklamaya giden Türk birlikler,silahlı direniş ile Karşılaştı.Çatışmanın  sürmesi üzerine Broyehesoye Telli ve kardeşleri Ağrı Dağı’na ve İran’a geçtiler.
  13 Ekim 1920 Kars Antlaşması ile Türk Sovyet sınırı kesinleşti. Doğubayazıt ve çevresi kesin
olarak Türkiye  topraklarına katıldı

Kısaca Yakın Tarihimiz;

  • Doğubayazıt, Ağrı’nın en eski tarihi ilçesidir. Doğubayazıt, Renkli ve sarp dağlara yaslanmış ; Bayazıt Kalesi , İshak Paşa Sarayı ve Ahmedê Xanî Hazretleri’nin Türbesi’nin olduğu çevrede kurulmuştur. 1928 yılında hükümet daireleri aşağı ovadaki İstasyon Mahallesi’ne taşınmış  ;
  • 1945’ten sonra da Bayazıt Kalesi civarındaki son aileler evlerini taşıyarak , ovadaki bu yeni merkezileşen  kasabaya yerleştiğinden bu bölgedeki evler eskimeye yüz tutmuş, eski kasabada kale , türbe ve Ahıska Atabekleri’nden İshak Paşa’nın eseri olan saray ve camiden başka bu bölgedeayakta duran yapı kalmamıştır.
  • Barış zamanlarında Bayazıt : Bilim ,kültür ve ticaret merkezi durumundaydı.
  • Birara on sekiz bin hanesi , küçük mescitlerden ayrı , 4 camii , iki medrese ve bir de Rüştiye mektebi vardı. Medrese öğretimine benzer bir eğitim , Doğubayazıt’a bağlı köy ve ilçelerinde yapılmaktaydı.
  • Bayazıt 1828-1829 , 1854-1856 , 1877-1878 yıllarında 1 . dünya harbi (1914-1918) olmak üzere 4 defa ,Rus İşgali görmüştür.
  • Bayazıt 1918’e kadar da Ermeni  çetelerince yağmalandı  ve halkın bir kısmı  zorla Gümrü ve Revana sürüldü.
  • Doğubayazıt ,geçmişte olduğu gibi , günümüzde de Trabzon’dan başlayıp  Tebriz’e ulaşan ; Trabzon-Erzurum – Tebriz yolu üzerindedir ve Türkiye topraklarının son durağı  , yurda girişin ilk basamağı olduğu için her zaman önemini korumuştur.
  • Gümrük ve ticaret merkezidir.
  • Ayrıca ülkenin  ilk ve/veya son kalesi hizmetini de gördüğünden devlet ve ordu güçleri için  kapı görevi  görmüştür.
  • Bayazıt Kalesi , Yavuz’un 1514 Çaldıran zaferinden sonra Osmanlı Hükümdarlığına geçmiştir. O dönemde  Bayazıt arazisi çıplak idiyse de ziraat ve hayvancılık gelişmiş ve önemli bir geçim kaynağı teşkil etmiştir.
  • Arpa , buğday , çavdar, yonca ,yulaf, korunga gibi ekinlerin yanında ; soğan , kavun , karpuz , patates , havuç , lahana , şalgam vb. sebzeleri ve erik, elma , üzüm , kayısı, armut ,zerdali gibi meyveleri bol olurdu .
  • Bayazıt Sancağın merkezine bağlı iki nahiye (bucak)  , 78 köy  vardı.
  • Küçük el sanatları ,halı , kilim  çorap , seccade ve örgü sanayii gittikçe gelişmişti. Ticaret hayatı oldukça ileri durumdaydı.
  • Bayazıt,1578 de Van Beylerbeyi’ne bağlandı. Bu sancak,Van Beylerbeyi’nin 14 sancağından birini teşkil ediyordu.
  • 1744 yılından sonra Erzurum’ a bağlanıp Erzurum vilayetinin (eyalet beylerbeyliği)  4 sancağından birinin merkezi oldu.
  • 1914’e kadar Erzurum’a bağlı bir mutasarrıflıktı . 1925 yılında Erzurum’dan  ayrıldı.Bayazıt’ a bağlı 5 kaza vardı. Bunlar ; Diyadin , Karakilise/(Karaköse) Antêp(Ayıntep-Tutak), Aleşgirt  (Eleşkirt -Zedikan)  ve Iğdır’dı. 
  • Toplam 418 köyü  , 19 Nahiyesi bulunuyordu.
  • “Farkinli Kara  Behlül ile onun soyundan gelenler, Bayazıt’ta “Ocaklık Yoluyla Sancakbeyi“idiler.
  • 1744 ‘te Afşarlı Nadir Şah’ın saldırısında soyları kesildi ve dağıldı.
  • Yerlerine İstanbul’dan tayinler yapıldı.
  • Bayazıt ve Eleşkirt’ten başka, Hınıs ile Tekman’dan da “Bayazid Mutasarrıfı” olarak “Has” gelirli Çıldır – Ahıska Atabekleri soyundan olan,

1750’de Ahıska’da Selahattin Camii gibi ünlü Ahmediye camii’ni yaptıran Hoca Ahmet Paşa’nın torunu Küçük İshak Paşa, hicri 1190 – 1213 ( 1776 – 1798 ) tarihlerinde atanıp 22 yıldan çok Bayazıt’ta kaldı.

  • Bu sırada, Anadolu’daki son büyük klasik Türk şaheser yapılarından, Bayazıt’taki Yenikale’nin yerine şimdiki İshak Paşa Camii – Medresesiyle Külliye ve Sarayını Ahıskalı ustalara yaptırdı.
  • Küçük İshak Paşa’nın dedesi Hacı Ahmet paşa da, 1750 – 1752 yıllarında Ahıska’da Ahmediye Camii – Medrese ve Çeşmesini bir külliye olarak aynı yerli Selçuklu – Atabekli yapı okuluna bağlı ustalara yaptırmıştı
  • Cumhuriyet devrinde bütün sancaklara ( Mutasarrıflıklara ) vilayet (il) ünvanı verildiğinde , Bayazıt da bu şekilde  vilayet olur.
  • Ancak 1927 yılında vilayet merkezi daha orta yerde olan Karaköse’ye taşınınca, Bayazıt  ilçe  olur.
  • Son üç valiliği ( mutasarrıflık) Deli Tahir, Ziya Bey, Kamil Bey     (Karakılise  kaymakamlığına vekillik ) yaptılar.

1 Mart 1934 tarihinde  Bayazıt’a İstanbul’daki Beyazıt semti ile karıştırılmasın diye  Doğubayazıt  adı verildi. Çoğu zaman resmi yazışmalarda , yaygın olarak yapılan hata Doğubayazıt kelimesindeki birinci “a” nın hatalı olarak “e” olarak  yazılmasıdır. Bundan sonraki yazışmalarda , akademik çalışmalarda veya araştırmalarda bu hata tekrar edilmemelidir. Türk Dil Kurumu Başkanlığı’nın 23/01/1986 tarihindeki 519.17/107 sayılı kararına göre de Doğubeyazıt kelimesinin aslı “Doğubayazıt” tır.

YÖREMİZDE SANCAKLAR DÖNEMİ

BAYAZID SANCAĞI

Sancağa Bağlı Yerleşim Yerlerinin Nüfusu

Yerleşim Alanı Hıristiyan İslam Toplam
Bayazıt Sancağı 1.475 4.025 5.500
Celali Aşireti 2.700 2.700
Adamanlı Aşireti 1.800 1.800
Diyadin Kazası 110 850 960
Karakilise Kazası 1.470 2.450 3.920
Eleşkirt Kazası 2.200 4.710 6.910
Ayıntab Kazası   (Tutak) 2.150 2.150
Hamur Nahiyesi 2.690 2.690
   Toplam 5.255 21.375 26.630

1900 Salnamesinde  Bayazıt sancağı kazaları şöyle tanıtılmaktadır:

“ Kasaba-yı mezkure 113 kariyesiyle (köy) beraber

1.196 hane

4.723 zükur ( erkek )

3.938 nisa (kadın )

8.660 nüfus cemaat ‘ır.

Aynı zamanda kasabada; 4 camii ve mescit , 1 mekteb-i rüştiye , 4 mekteb-i iptidai (ilkokul) ve medrese  , 2 tekke ve türbe ,4 kilise , 1 hamam ,19 han ,169 dükkan ,5 değirmen, 1 köprü, 13 çeşme ,4 okul, Bayazıt2.546 arsa (tarla anlamında) vardır .

Bayazıt Sancağında Nüfusun İlçelere Göre Dağılımı   :
İLÇE MÜSLÜMAN ERMENİ YABANCI ECNEBİ
Bayazıt 5.879 1.779 0 131
Diyadin 10.776 364 88
Karakilise 4.704 2.092 142
Eleşkirt 13.873 6.060 78
Antêb (Tutak) 6.239 214 129
Toplam 41.471 10.509 437 131

Tablodaki yabancı nüfusu; Osmanlı uyruğunda olduğu halde bu yöreye başka yörelerden gelip yerleşen, yalnız yaşayan ve ticaretle uğraşanlardan oluşmaktadır. Ecnebi nüfus  ise yabancı uyruklu kişiler için kullanılmaktadır.

1900 Salnamesine Göre Eğitim kurumları :

  • 1 Ermeni ortaokulu
  • 1 Rüştiye,
  • 2 İlkokul
  • 4 okul,

Doğubayazıt ilçesinde bulunmaktaydı.

Önemli Yapılar : 18.yy ‘de Bayazıt’ ta büyük bir kale yapılmıştır.1877-1878’de Osmanlı –Rus savaşında Ermeni asıllı Rus generali”Dergugasyan”  bu kaleyi ele geçirdi ve 550 askerini buraya yerleştirdi.Yörede: 13  Camii , 5 Ermeni Kilisesi ,1 Hamam, 20  Değirmen,  50  Dükkan bulunmaktaydı.

1900 Salnamesine Göre Ekonomik Durum :

Yöre halkı,geçimini başta hayvancılık ve tahıl ekiminden sağlamaktadır.Sayısal verilere göre sancaktaki işçi ve kağnı sayısı şöyledir:  2.623 Düz işçi ve12 kağnı bulunmaktadır.

TARIM ÜRÜNÜ KG TARIM ÜRÜNÜ KG
Arpa 10.983.000 Mercimek 7.000
Bal 39.100 Mısır 320.754
Buğday 14.210.000 Patates 2.565
Ceviz 7.000 Pirinç 32.075
Çiriş 3.208 Sarı baş 14.210.000
Darı 182.000 Sığır Derisi 28.200
Erik 3.208 Soğan 32.075
Fasulye 8.980 Tiftik 8.980
Fındık 32.075 Tütün 2.565
Kavun-Karpuz 64.150 Vişne 2.565
Kenevir Tohumu 238.000 Yulaf 10.983.000
Kiraz Elma 2.565 Yün 102.600
Lahana 70.560 Zeytin 2.565

Deri , yün ve tiftik gibi ürünler dış satıma yöneliktir.Balın hemen hemen tümü, bölgede tüketilirdi. Ayrıca , Ağrı Dağı’nın yamaçlarındaki bağlardan elde edilen üzümler de ünlüydü. Bölgede halen at yetiştiriciliğine ve at soyunun iyileştirilmesine büyük önem verilmektedir.

Hayvancılık:

HAYVAN ADET HAYVAN ADET
AT 10.000 KEÇİ 30.000
BOĞA 2.000 KISRAK 12.000
DANA 15.000 KOYUN 44.800
EŞEK 13.000 KUZU 198.000
İNEK 93.000 OĞLAK 24.000
KATIR 500 ÖKÜZ 18.000
    TEKE 1.000

Madenler:

  • Daha önceleri yörede zengin maden yataklarının bulunduğu ,
  • Ermeni tarihçilerinin  Ağrı Dağı’nda altın madeni yatakları bulunduğunu kesin bir dille anlattıklarından anlaşılmaktadır.
  • Bu nedenle , yöredeki dağlara Ermenice;
  • Gümüşdağı, Bakırdağı , Demirdağı ,Kurşundağı gibi adlar verilmektedir.

1904 Salnamesine Göre Bayazıt sancağı:

Öteki salnamelerde farklı olarak bu salnamede ilk defa  “Ziraat Bankası şubesi “ nden söz edilmektedir. Şube;1 başkan, 1 memur ve 3 üye ile yönetilmektedir. 31 öğrencisi olduğu belirtilen bir de rüştiye  de vardır.

KAMUSÜ’L-A’LAM’DA BAYAZIT SANCAĞI (1910)    

  • Bayazıt sancağı, Erzurum vilayetinde liva (bayrak) merkezi bir kasaba olup Rusya ve İran hududu yakınındadır.
  • 8.090 ahalisi olup ekseri Müslüman ve Kürt’tür.
  • Kasabanın içinde harap halde bir kale,Eskiden kalma bir hükümet konağı,Üç camii , bir-iki medrese , bir rüştiye mektebi eski bir kilise ve birkaç sübyanmektebi vardı.
  • Havası kışın hayli soğuk ise de , yazın güzel ve her vakit sağlamdır.
  • İran ve Gürcistan’la  hayli ticareti vardır.
  • Bu kasaba,Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından tesis olunmuş,kasabaya onun adı verilmiş, kalesi Tatarların tecavüzlerine karşı bir karakol olarak kullanılmıştır.
  • Bayazıt kasabası,bağlı bulunduğu sancağın merkez kazası olup sancağın ve bütün vilayetin doğusunda kurulmuştur.
  • Arazisi çıplak ise de hayli mümbit(verimli) olup ürünleri; çeşitli hububat ürünleriyle soğan,kavun-karpuz  ve diğer bazı sebzelerden ibarettir.
  • Kaza , İdmanlı ve Celali nahiyeleri ile beraber 78 karyelidir (köy).Ahalisi,Kürt aşiretlerinden ibarettir.
  • Derun-u livada  seccade , kilim , halı ve çorap imal olunur.
  • Livanın(sancak) birkaç yerinde kükürtlü  maden suları ve kaplıcaları vardır.
  • Bayazıt sancağı’nın; Bayazıt , Diyadin , Karakilise (bugünkü Ağrı) ve Antep isimleri ile beş kazası olup , 418 karye , 19 nahiyeyi camiisi olduğu halde , 47.236 ahalisi vardır”

Çağdaş kaynaklarda kalenin Celayir hükümdarı Beyazıt tarafından kurulduğu ve onun adını aldığı açıklanmaktadır.

SALNAMELERDE BAYAZIT SANCAĞI:

1872 Tarihli Erzurum Vilayeti Salnamesi’nin Bayazıt Sancağı ile ilgili olarak verdiği bilgiler şöyledir:Sancağın Yönetim Örgütü : Bir müdür ve katipten oluşan Bayazıt Vergi Müdürlüğü , Bir müdür ve bir haberleşme memurundan oluşan telgraf  müdürlüğü , Vilayette  bulunan karantina memurları (bir müdür ve bir doktor  ) ve Bayazıt kazası arazi katibi