Başında beyaz leçek,

Tut elimden doruğa çek

Devrilme sakın dimdik dur

Senden kim vazgeçecek…

Anonim            

                5165 m. yüksekliğindeki Ağrı dağı, Türkiye’nin en yüksek dağıdır.Dağın yüksekliği kadar oturduğu alan da geniştir.Eski ve sönmüş volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı , 1188 km² lik bir taban üzerine oturmuştur.Küçük tepeler meydana getirmeden, dikine olarak birdenbire yükselen dağın tepesi,dışa doğru kabarık bir koniyi andırır. Tepesindeki düzlük 120-160 m. genişliğindedir.Yaklaşık 4000 m. den yukarısı, yaz – kış karlar ile kaplıdır.Tepenin dört yanı, eteklere doğru dik ve volkaniktir. Dik ve yalçın kayalar, insanı korkutacak derecededir. Yaz mevsiminde eriyen kar ve buz suları kayaların yarıklarından dağın bünyesine çekilirler. Ancak yarık bulamayan kar suları ise dağın eteklerine doğru akarlar. Yaylaya çıkan göçebelerle dağın eteklerinde bulunan çok sayıda evcil ve yabani hayvan bu sudan faydalanmaya çalışır. Ağrı Dağı’nın zirvesinde ağustos ayında bile ısı , -6 0C aşağı düşmez . Yaz mevsiminin sıcak günlerinde normal ısı –6 0Cile -10 0C arasında olur. Böyle olduğu halde dağın etekleri kışın pek fazla soğuk olmaz . Bilhassa güney yamacında hava ılık olur. Dağın kapalı vadileri ve sürülerce koyunu barındırabilecek geniş mağaraları çoktur. Bu bölümler aynı zamanda kışlık olarak ta kullanılır. Otların gür ve sık bir şekilde bulunuşu , çevre köylülerin  koyun ve sığırlarını ilkbahara kadar yani kış boyunca barındırmalarını sağlar.Yaylası bol olan dağın otları her mevsim gürdür.Önceki yıllarda normal bir ormanı olan dağın şimdi orman sayılabilecek yerleri azalmıştır. Bunun yanında çalılıkları ve dış etkilere karşı dayanan kısa boylu ve dikenli ağaçları çoktur. Harap ve kalıntı halinde de olsa , eski ormanların alt sınırı 2000 m. üst sınırı 3000-3200 m. arasındadır.Fazla çalılık olmayan Çekem , Beli , Kumyurdu ve Küp Gölü çevresi başlıca yaylalık alanlardır.Ağrı Dağı’nın kuzeydoğusunda dik ve yalçın bir yer halinde aşağıya inen ve adına Yakup vadisi denilen bir yarık vardır. Vadinin üst tarafı tepeye doğru dik kayalardan bir duvara benzer . Bu vadide eskiden Arguri köyü ve Yakup manastır’ı vardı . 20 Haziran 1840’ta çok şiddetli bir yer sarsıntısında, dağın bir kenarı kaymış; köy ve manastır altında kalmıştır. Neticede Yakup manastırı keşişleriyle köy içinde yaşayan 1600 kişi mahvolmuştur. Yakup kaynağının bulunduğu yer şimdi bir çöl gibi kurudur. Kaynak başka yerden akmaktadır. Büyük Ağrı’nın tepesi yaz – kış karla örtülüdür. Buna rağmen Serdarbulak kaynağı ve Yakup kaynağından başka su yoktur.

Zirveye ilk defa , 1829 yılında Prof. Frederic Parrot başkanlığındaki heyet çıkmıştır. O tarihten bu yana zirveye  birçok sefer tertiplenmiş , büyük bir oranı başarıyla sona ermiştir. Ancak aşağı yuvarlanıp ölenler de olmuştur. Dağa ‘’Çiyayê Agıri’’ denmesinin sebebi volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı’nın ‘’Ateş Püskürten Dağ’’ olarak isimlendirilmesidir.  Küçük Ağrı, büsbütün susuz ve çıplaktır. Depremden sonra canlı hayvan türleri de  azalmıştır.

1.Dünya savaşı sırasında Ağrı Dağı, 3 devletin (Türkiye, İran, Rusya) sınırları içindeydi.

  • Kars ve Moskova anlaşmalarıyla  (1920-1921) 
  • Türkiye –İran anlaşmasıyla  (1923)  Ağrı bütünüyle Türkiye sınırları içinde kalmıştır.

Korkunç ve azametli görünüşü ile Ağrı dağı , her devirde bir çok milletin dikkatini çekmiştir. Kur’an’da bile geçen Nuh’un Gemisi Olayı , bütün dünyadaki araştırmacıların bu dağ üzerinde araştırma yapmasına neden olmuştur. Bu yüzden Ağrı Dağı’na değişik adlar verilmektedir.

  1. Türkler –  Eğri Dağ (Yatan Ala Dağ ) Ağrı dağı
  2. İranlılar                –  Kūh-i nuh
  3. Araplar                 –  Cebel-ül Haris (Büyük Ağrı) ,Cebel-ül Huveyrs (Küçük Ağrı)
  4. Batılılar – Ararat diye tanırlar.
  5. Ermeniler           –  Masis, Ararat
  6. Kürtler –  Gıli Dax, Çiyayê Agıri

Yöremizde Ağrı Dağı ile ilgili ençok anlatılan efsaneler şunlardır:

  • Adem ile Havva  efsanesi 
  • Nuh’un Gemisi efsanesi 

Bilginler, Nuh’un gemisinin enkazının Ağrı Dağı’nda olduğunu , Kur’an’da bahsedilen Cudi Dağı’nın bu dağ olduğunu iddia etmektedirler. Onun için bilginler ve araştırmacılar Nuh’un Gemisi’ni bulmak için yıllardan beri Ağrı Dağı’na tırmanırlar ve bu dağ hakkında araştırmalarda bulunurlar…

Ağrı Dağı, efsanelere en çok konu olan dağdır. Bunlarda en önemli efsane şöyle anlatılmaktadır:

Geçimsiz iki kız kardeşin efsanesi ;

Efsane şöyledir;

Ağrı Dağı’nın bulunduğu yer, bir zamanlar ova imiş.Burada bir köylü ailesinin iki kızı yaşarmış .Bir gün, bu iki kardeş odun toplamaya gitmişler.Yeterince odun topladıktan  sonra, abla odun dengini küçük kardeşin sırtına yüklemiş ve yola koyulmuşlar. Biraz gidince yorulan ve beli ağrıyan küçük kız, ablasına:

“Belim çok ağırıyor abla, ne olur, biraz da sen taşı!” diye seslenmiş. Ablası kulak asmamış.Biraz daha gitmişler, küçük kız yine ablasına seslenmiş, ablası hiç oralı olmamış. Küçük kız sonunda dayanamamış:

“Abla! Abla!..” demiş. “Senin gibi abla olmaz olsun! Dağ olasın, taş olasın, uzun uzun kış olasın! Belimdeki ağrı adın , seller yağmurlar muradın olsun!” diye beddua etmiş.Bu sözler üzerine ablası da kardeşine şu bedduada bulunmuş; “Senin gibi kardeşim olacağına taş olsun! Saçların çayır, eteklerin bayır olsun ! Başın dilin gibi sivri, yamacın boynun gibi eğri, adın da benim gibi Ağrı olsun.” demiş.

Derken bir gürültü kopmuş, bir toz bulutu kaplamış ortalığı.Biraz sonra ovada iki yüce dağ sivrilmiş…. Böylece iki geçimsiz kardeşin ikisi de birer dağ olmuş. Biri Küçük Ağrı, diğeri Büyük Ağrı Dağı…

DAĞCININ GÜNLÜĞÜNDE AĞRI DAĞI… 

Jean de Riquer ve Fernand Navarra başkanlığındaki Fransız ekibinin 1952 yazında Ağrı Dağı’na düzenledikleri gezinin notlarında Ağrı Dağı hakkında şunları söylemişlerdir:

“Nihayet orada ! Berrak havanın ışığında erimiş ,gökyüzü gibi mor renkte ve kendisini ondan ayıran buzdan takkesi ile karşımızda. Bir Japon  pasteline benziyor. Nerdeyse gerçeküstü , tanrısal !

Kutsal kitapların melekler tarafından korunan dağı Ararat‘ın büyüleyici silueti nihayet karşımızda. Efsanenin bu ürkütücü meleklerini nasıl kandıracağız ?

Ararat ‘ı ilk görüşün yol açtığı bu kendinden geçme duygusunda hiçbir yolcu kurtulamaz. Birçoğu bundan , en unutulmaz anılarından biri olarak söz eder.

Ararat’ın yüceliği, yapısının tek biçimliliğindendir; sınırsızlık ve sonsuzluk duygusunu uyandıran da zaten bu biçim ve renk sadeliğidir.Ondandan daha uyumlu ve bu denli kusursuz güzellikte bir  diğer dağ daha yoktur.Göğe bu kadar yakın olma izlenimini veren başka dağ bilmiyoruz . Asya güneşinin görkemli bir biçimde aydınlattığı beyaz zirvesi sonsuzluğa asılmış bir bulut gibi ve yeryüzünden tamamen kopmuş görünüyor.Böyle  ağırbaşlı bir çıplaklık içinden  yükselen bir dağ ne kadar görkemli oluyor . O ne dinginlik ! O ne sarsılmaz bir denge ! Ve doğa ne kadar sade araçlar ile yüceliğe ulaşıyor ! “

MARKO POLO’NUN SEYAHATNAMESİNDE AĞRI DAĞI

                 “Tam bir piramit biçiminde gökyüzüne dimdik  yükselen büyük bir dağ var.Söylendiğine göre bu dağ Ağrı Dağı’ydı. Nuh Peygamber’in Gemisi bu dağın tepesindeymiş.Bütün yıl kar eksik olmuyor tepesinde.Bembeyaz bulutlu dağın etekleri ise yemyeşil gür otlaklarla çevrili.Kürtlerin hayvanlarını otlatması için bulunmaz bir bölge.’’

ALEXANDER PUŞKİN’İN SEYAHATNAMESİNDE AĞRI DAĞI

                “Güneş doğmuştu, duru gökyüzünde iki başlı bir dağ parlıyordu. (-Ne dağı bu?) Diye gerinerek sordum.Şu cevabı buldum:

-Bu Ararat!

                Seslerin etkisi ne kadar kuvetli. Var kuvvetimle bu ‘’Kutsal Kitaplar Dağı’’ ’na baktım.Islah olma ümidiyle onun doruğuna yanaşan Nuh’un Gemisini, uçan adam ve barış sembolleri olan kuzgunu güvercin gibi gördüm atım hazırdı, bir kılavuzla yola çıktım, sabah çok güzeldi, güneş parlıyordu.Geniş bir çayırdan dünkü yağmur damlalarıyla sulanmış gür ve yeşil otların üzerinde gidiyorduk.Önümüzde geçeceğimiz bir ırmak parlamaya başladı.’’

AĞRI DAĞI’NIN AYIRICI NİTELİKLERİ

  • Ağrı Dağı’nın doruğunda oluşan büyük sıcaklık farkları kayaların ufalanmasına ve büyük kaya hareketlerine neden olmaktadır.Örneğin , 20 Haziran 1840’ta böyle bir kaya dalgası , dağın kuzey yüzündeki Ahuri Köyü ‘nü yerle bir etmiştir.
  • Ağrı Dağı’nın doruğu çok geniş bir alanda görülür. Van, Kars, Bitlis yörelerinde açık havalarda yüksek yerden bakıldığında , bu görkemli dağ görülebilmektedir.
  • Ağrı Dağı’nda, karlar eridikten sonra binlerce çiçek açar . Ancak çeşitli renkte olan bu çiçekler kokusuzdur.
  • Ağrı Dağı’nın eteklerinde Sinek Vadisi denen yerde her biri yüzlerce hayvan alabilecek birçok mağara oluşmuştur.Bu mağaralar , yörede hayvan yetiştirenlerce hayvan barınağı olarak kullanılmaktadır.
  • Ağrı Dağı’nda su kaynağı bulmak olanaklı değildir. Çok yağış almasına karşın , çatlaklar ve andezitik yapı suyu hemen çeker.Sıcak yaz günlerinde ise dağın yamaçları hemen hemen bir çöl gibidir.
  • Ağrı Dağı, 5.000 m. yükseklikten doruğa kadar kükürtlü bir tabaka ile kaplıdır.Bu durum belli bir sıcaklığa yol açtığında dorukta kar bulunmaz. En çok yağış alan kesim de 4.000-5.000 m. arasındadır.
  • Ağrı Dağı’nın taban çapı 30 km. ‘yi aşar. Bu niteliğiyle çarpıcı bir görünüm kazanır.  
  • Merkezi bir lav püskürmesi sonucu yükselmiş olan bu kütle Alp-Himalaya volkanik kuşağı üzerinde bulunmaktadır.Bir bakıma İtalya’daki Vezüv , Etna Stromboli gibi volkanik dağların doğuya doğru uzantısı üzerinde yer alır.
  • Bu kuşak , daha doğuda Hindistan’ın kuzeyine değin uzanmaktadır.Büyük Okyanus’a kadar uzandığını da söylemek yanlış olmaz.
  • Kuzeyindeki geniş Iğdır Ovası’ndan nispi yüksekliği 4.500 m.’yi bulan bu sönmüş volkan , lavlarını ortasındaki asıl bacadan fışkırtarak çevresine yaymıştır.Ancak yüzey biçimlerinin oluşmasında daha küçük çapta bazı püskürme kanallarının da payı vardır.Bunlar patlamalar sırasında bacadan çevreye yayılan öğelerle (tefra) lav katmanlarının üst üste gelmesi sonunda ortaya çıkmış “Stratovolkan” adı verilen tiplere iyi bir örnektir.Kütlenin ana doğrultusu , bölgede öbür dağların ana doğrultularına uyumlu olarak kuzeybatı-güneydoğu yönündedir.Volkanik kütle, yaklaşık 2.000m.’den sonra iki ayrı büyük koniye ayrılmaktadır. Bu konilerden güneydeki, Küçük Ağrı’dır.